Mustafa Yoldaş’a Benzeyen Bir Düzen

2 sene önce 4 Ağustos günü yitirdiğimiz yoldaşım Mustafa için tekrardan….

“”Bu hafta gerçek bir işçi önderini yitirdik.
Mustafa yoldaşın dikkatle ve sabırla dinleyen gözlerinin ardında “ne yapılması gerektiğini biliyorum” diyen bir hava vardı hep.

Konu ne olursa olsun. Tanıyanlar bilir de tanımayanlar gözünde canlandırabilsin diye söylüyorum. Sorun ne hususta olursa olsun, kavgaya ikna olmamış bir işçiyle konuşurken mesela ya da milletvekili adayı kimliğiyle görüşmeler yaparken; bin bir türlü yanlış siyasi argümanla karşılaştığında, bir sendika salonunda bir toplantı organize ederken aksaklık çıktığında ya da ne bileyim gecenin geç bir vaktinde uzaktaki evinize dönmek için bir yol ararken, bir fabrika direnişe geçmeden, o fabrika direnişe geçtiğinde, Flormar işçisi kadınların direnişini desteklemeye gittiğinde.

Ne yapılması gerektiğini biliyorum, der gibi bakardı. Yoldaşı olarak bunun nasıl bir güven verdiğini anlatamam. Öyle bir insanla yoldaş olmanın nasıl bir duygu olduğunu anlatamam.

Milletvekili adayı olduğunda sendikaları ve meslek odalarını birlikte ziyaret etmiştik. Yeri geldiğinde asla ciddiyetini bozmadan nasıl tatlı tatlı iğnelediğini görseniz, fabrika örgütlenmesi ve direniş deneyimlerini aktarmasını dinleseniz, siz de gerçekten onun “ne yapılması gerektiğini bildiğine” ikna olurdunuz.
Mustafa yoldaş kendini komünist bir işçi olarak tanımladı hep. İşçinin partisinde örgütlü olmasının önemini anlatırken, bu bahsettiğim bakışla kendi sözlerini ispatlıyor gibiydi hep. Kendinden bahsettiğinde; eşini, çocuklarını, partisini duyardınız en çok.

Kendini solcu olarak tanımlayanların mutlaka okuduğu bazı romanlar vardır.

Bitmeyen Kavga, Yarın Bizimdir Yoldaşlar, Ana, Paris Düşerken gibi. Bu romanlardaki karakterler hele benim gibi ufak denebilecek yaşlarda okuduysanız kafanızda bir kahraman profili oluşturur.

Büyüdükçe bu kahramanların aslında biraz romantik karakterler olduğunu keşfedersiniz. Gerçek hayatta işler öyle değildir. Hatta umutsuz bir sosyal demokrat ya da ukala bir liberal olmuşsanız romanların bu karakter tiplerini eleştirir hale bile gelebilirsiniz. Gerçek hayatta işler öyle değildir, insan bencildir, yalancıdır, akıllı olanlar kötüdür; iyi olanlar da hafiften saf…
Bir gün bir sohbetimizde bana ayrıntılı olarak bakırla nasıl lehim yaptığını anlatmıştı.

Dikkatle dinliyordum ama bir yandan da bakırın kaç derecede, kaç saniyede eridiğini, kaynak maskesini ne zaman takıp çıkardığını neden anlattığını anlamaya çalışıyordum. Maskeyi takıp çıkarması gereken süre arasında iki buçuk dakika varmış. Sonra yeni bir bakır parçası alarak aynı işlemi tekrar tekrar yapıyormuş, tüm gün. “O iki maske arasındaki iki buçuk dakikada, her seferinde, tekrar tekrar, dünyayı başka bir biçimde, yeniden kuruyorum aklımda. Neyi nasıl yaparız planlıyorum, hesaplıyorum. Sorunlar çıkıyor, çözüyorum. Sonra bakır bitiyor. Maskeyi çıkarıp yeni bir bakır parçası alıyorum. Maskeyi tekrar takıyorum ve başlıyorum dünyayı bir daha kurmaya.”

Bu sözler okuyucuyu etkilemek için bir yazarın kurguladığı cümleler değil. Nasıl Yapmalı’daki Rahmetov gibi yemek yemeyen, uyumayan bir adam da değildi Mustafa yoldaş.

Pos bıyıklarına özen göstere göstere bol ekmekle çorba içişini gördüm. Bardak bardak çay içişini, üst üste sigara tellendirişini, beyin kanamasına iki hafta direnişini ve belki de bu sigaralardan ötürü erkenden gidişini… Telefonundan kızının fotoğrafını gösterişini, bir patrona diklenişini, geç biten bir toplantıdan sonra eşine, evine acele acele gidişini, dev bir teorik bilgiyi minik bir örnekle öğretişini aynı anda gördüm.

Romantik bir romanın, romantik kahramanında göremezsiniz. Günlük hayatınızda gözü pek, akıllı bir iyi, normal bir insan da pek göremezsiniz. Çünkü umutsuz sosyal demokratların, ukala liberallerin arasında değillerdir. Nasıl yapılması gerektiğini bilmediğiniz her şeyi bilmek bir roman kahramanın süper gücü değil. Örgütlü ve komünist işçinin mütemmim cüzü.
Gözü pek, akıllı, normal iyilerin kuracağı düzen, Mustafa Yoldaş’a benzeyen bir düzen; “Ne yapılması gerektiğini biliyorum” diyen işçilerle ve onların yanında direnenlerle birlikte kurulacak. Onun da dediği gibi “Ya Sosyalizm Ya Barbarlık!”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.