1 Mayıs’ta meydanlara!


Günümüz liberal akademisinde, devleti oluşturan dört unsur ön plana çıkar. Bunlar, toprak, egemenlik, iktidar ve en önemlisi de halktır. Özellikle halka vurgu yapılır çünkü günümüzde demokrasinin ve yönetimlerin halkın emrinde olduğu ve halkın istekleriyle yönetimlerin şekillendiği söylenir. Ancak liberal akademi her konuda olduğu gibi bu konuda da halkın kendi yönetimini belirleme iradesini şartlara bağlar. 
Örneğin halk, 5 yılda bir gidip oy verdiği ve ülkesinde uygulanan politikaların etlisine sütlüsüne karışmadığı, kendi bakanını dahi tanımadığı zaman gerçekten demokratik ve son derece entel bir halktır. Bu argümanlar 3-5 burjuva aydının yazdıkları “Yahu siyasetle ilgilenen toplumlar 3. sınıf toplumlardır” sözleriyle de desteklenir. Öte yandan, fahiş faturalar altında ezilen, açlıkla terbiye olunan, her güne farklı zam haberleriyle uyanan halklar sandıkta umduğunu bulamayıp sokağa çıktığı zaman ise bu sistem onları barbar veya terörist olarak tanımlar. Kısacası liberal akademide halklar yönetimi sözde belirler ancak asıl olarak iktidarlar egemenlerin istekleri doğrultusunda belirlemelidir. Halkın bir boyunduruk altında tutulmasının özetidir tüm bunlar. 
İşte tam da tüm bunlara karşı çıkışın, halkın yönetimi istediği gibi belirleme ve özgürce eylem hakkının var olduğunun kısacası halkı zincirlerle dar kalıplara sıkıştırmaya çalışanlara karşı 132 yıl önce ortaya çıktı 1 Mayıs. Yüzyıllardır dünyadaki tüm halklara şunu yaparsan iyi bunu yaparsan kötü gibi dayatmaları ezberletmeye, nasıl iyi vatandaş olunacağını öğretmeye çalışanlara karşı “ben halkım, benim iradem var; öyleyse yönetimi de belirlemek, hakkımı da savunmak sonuna kadar meşrudur” diyenlerin işiydi 1 Mayıs. Ve en önemlisi de kimseden icazet alınmadan ortaya çıkmış bir gündür. Bugünün kutlanmasını sağlayan şey egemen sınıfların fikirleri değildir. 1 Mayıs, 1856’dan 1890’a kadar belirli aralıklarla polis şiddetine ve devlet baskısına rağmen işçilerin sokağa çıkması ile kazanılmıştır. 1 Mayıs’ta meydanlarda işçiler,emekçiler,hakkı yenilenler vardır; sermaye sınıfı ve siyasi temsilcileri, yani yönetenler, halkı prangalara vurmaya çalışanlar yoktur. 1 Mayıs’ta meydanlarda fabrikada, restaurantlarda, şirketlerde beraber çalıştığınız işçi kardeşleriniz, mahalle komşularınız vardır, patronlarınız yoktur mesela. 1 Mayıs bu yönüyle de sadece ve sadece halka ait olan bir mücadele günüdür. 
Mücadele günüdür diyorum çünkü ne bayram, ne de köşe kapmacadır. 1 Mayıs AKP’yle, onun üzerinde oturduğu siyasi rejimle, o rejimin diktatörü ile, emekçilere fahiş elektrik ve doğalgaz faturalarını dayatan şirketlerle, işçileri ocak-şubat eylemlerinde fabrikalara kapatan patronlarla, insanları bir lokma ekmeğe muhtaç hale getiren bu düzenle hesaplaşma günüdür. 
Tüm bunlardan ötürü, bu 1 Mayıs’ta hepimiz mücadelenin olduğu en yakın meydana çıkmalıyız, çünkü çıkmadığımız, meydanda olmadığınız her gün hakkımız gasp edilmeye devam edilecek. Gezi ‘yi yargılamaya çalışanlara, halkın iradesini hiçe sayanlara biraz daha fazla alan açmış olacağız. Biz meydana çıkıp emekçilerin gücünü ortaya koyamadığımız için 100 yıl önce kazanılan 8 saatlik iş günü hakkını bile kaybetmek üzereyiz. Düşünün, biz meydanları bıraktığımız için geziyi yargılamak isteyenlere bugün alan açtık. Demek ki yıllardır geçmişin kazanımlarını daha ileriye taşımakta tembel bir hâl almışız. Artık kazanımları ileriye taşıma, bu tembelliği üzerimizden atmanın zamanıdır. 
Önce bizi kandıran AKP rejimine sonra da halkı ittifaklarla pasifize eden, aldatan muhalefete karşı koymalı ve bu 1 Mayıs’ta tarikat ve cemaat yurtlarında baskıyla büyüyen, intihara sürüklenen Enes Karaları, Soma’da katledilen 301 işçiyi, 1 Mayıs 1977’de üzerine ateş açılan, tomalarla ezilen yurttaşlarımızı, elektrik faturasını ödeyemediği için karanlıkta oturanları, en önemlisi de kendi hayatımızda yaşadığımız, bu sistemin bize yüklediği tüm acı verici hatıraları, gelecek kaygılarınızı, düzenin bizden çaldıklarını, almak istediğiniz şeyleri zamlardan dolayı alamadığınız zamanki burukluğunuzu, tutmak istediğiniz evin kirasını, evinize gelmiş olan kira zammını, size porsiyonlarınızı küçültün diyenleri tekrar hatırlamalı ve unutmamalıyız. 
Şimdi geçmişin birikimlerine yeni bir tuğla koyma zamanıdır. Öyleyse haydi, 1 Mayıs’ta meydanlara!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.