BANKALARI DA MI DEVLETLEŞTİRECEĞİZ? EVET!

Daha önce sağlık, eğitim, enerji, inşaat alanlarında “devletleştirme” çağrıları yapan TKP, bu hafta banka ve finans kuruluşlarının devletleştirilmesi ile ilgili bir açıklama yaptı.  Bankacılık ve finans ile ilgili kuruluşlarının neden..

BANKALARI DA MI DEVLETLEŞTİRECEĞİZ? EVET!
Son Güncelleme: Whatsapp

Daha önce sağlık, eğitim, enerji, inşaat alanlarında “devletleştirme” çağrıları yapan TKP, bu hafta banka ve finans kuruluşlarının devletleştirilmesi ile ilgili bir açıklama yaptı. 

Bankacılık ve finans ile ilgili kuruluşlarının neden devletleştirilmesi gerektiğini anlamak için bu kuruluşların varlık nedenlerini bilmek, anlamak lazım. Bankacılık müesseseleri, maaşlarımızı aldığımız, birikimlerimizi muhafaza ettiğimiz veya maddi olarak dara düştüğümüzde belli bir kâr karşılığında kredi çekebildiğimiz (yasal tefecilik yapan yerler de diyebiliriz) yerler değil yalnızca. Kapitalizmde bankacılık, emekçilerin ürettiği değerlerin finans merkezleri için sermaye olarak kullanılmasının aracıdır. 

İlk çağlarda yerleşik hayat ve tarım toplumuna geçişle ihtiyaçtan fazlasının üretilebildiği toplumsal düzene geçilmiş, böylelikle artık ürün oluşmuş, ihtiyaçtan fazla üretim yapılması üretime katılmayan bir sınıfın oluşmasına da neden olmuş, kimi zaman din adamları, kimi zaman kolluk kuvveti vasfı gören gruplar bu sınıfa mensup olabilmiştir. Henüz paranın değişim aracı olarak ortaya çıkmadığı dönemde ürünler korunmak için tapınaklarda muhafaza edilmiştir. Bu sebeple tapınaklar tarihteki ilk bankalar, din adamları da ilk bankacılar olarak anılmaktadır. Daha sonraki dönemlerde hükümdarlar bu işlevi yerine getirmeye başlamışlardır. Ticaretin gelişmesi ve burjuvazinin bir sınıf olarak ortaya çıkmasıyla ise bankacılık kurumsallaşmaya başlamıştır. Ülkelerin finansal işleri gerçekleştirecek kurumlara ihtiyacı olabilir ancak kapitalizmde bankacılık bundan çok daha fazlasıdır. Özü itibariyle bankacılığın gelişimine bakıldığında hem ulusal hem de uluslararası düzeyde sermayeyi elinde bulunduran ayrıcalıklı sınıfın, yani patronların çıkarına hizmet ettiği görülmektedir.  

Emekçiler canlarını dişlerine takıp çalışarak, şanslılarsa ancak ölmeyecek kadar aldıkları ücretle sefalet koşullarında yaşamaya çalışırken, patronlar için bankalar ve finans kurumları paradan para kazanılan araçlar haline gelmiştir. Ülkenin ekonomik kaynakları, emekçilerin alın terleri  halkın ihtiyaçları için değil hem ulusal hem de uluslararası finans tekellerinin çıkarları için, onlara rant sağlamak için kullanılmaktadır. Hayat pahalılığı ve işsizlik karşısında beli bükülen, reel ücretleri hızla azalan emekçiler kimi durumda geçinebilmek için, tarımla uğraşıyorsa tarımsal faaliyetleri sürdürebilmek için, kimi durumda başını sokacak bir ev alabilmek için için bankalar yoluyla borçlandırılarak sisteme bağlanmaya çalışılmakta, borçlandırma emekçilerin sırtında kapitalizmin devamlılığı için şaklatılan bir kırbaç olarak kullanılmaktadır. 

İşlerini kaybeden emekçileri ve bundan etkilenen aileleri düşününce milyonlarca kişinin bir anda gelir kaybı yaşadığı, iş yerleri kapanan kişilerin kredi çekmeye mecbur kaldığı, bir kısmının işsiz olduğu için bunu bile yapamadığı pandemi döneminde, ismini yazmasak da tahmin edeceğiniz bankalar 2019’un aynı dönemine (9 ay)  göre % 28,5 oranında daha fazla kâr etti. Bu bir BDDK (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu) verisi. Bu veri Türk bankacılık sektörü için tüm zamanların en kârlı 9 aylık döneminin pandemi sürecinde gerçekleştiğini söylüyor. Aynı dönemde hanehalkı ihtiyaç kredileri ise rekor kırdı, yani insanlar temel geçimlerini bankalara borç yaparak sağlayabildiler.

İnsanlar işsizlik ve açlık yüzünden kimi zaman yaşamlarına son verme noktasına geldiği şu dönemde, iktidar temsilcileri “kuru ekmek yiyorlarsa demek ki aç değiller” diyerek halkın değil sermayenin temsilcisi olduklarını açık açık söylüyorken, emekçilerin de artık kendilerine reva görülen bu düzene boyun eğmeyeceğini göstermesi gerekiyor. Dur demediğimiz müddetçe bizleri sefalete mahkum eden ve kuru ekmeğe muhtaç hale getiren bu düzen patronların kasasına balya balya kâr olarak akmaya, onlara zenginlik katmaya devam edecek. 

İşte bu sebeplerle TKP’nin “bankacılık ve finans kurumlarının devletleştirilmesi gerekir” açıklamasındaki maddeler çok önemli;

“1.Ülke ekonomisinin kaynaklarını planlama açısından kritik unsur olan bankaların, sermayenin ihtiyaçları için değil, halkın çıkarları doğrultusunda çalışmasını sağlamak için,

2. Banka ve finans kuruluşlarının uluslararası sermaye ile işbirliği içinde ülke değerlerini yağmalamasına ve rantiyeciliğe son vermek için,

3. Halkın olması gereken ülke kaynaklarının uluslararası finans devleri tarafından sömürülmesine ve ülke dışına aktarımına son verilmesi için,

4. Ülke kaynaklarının kullanımının uluslararası finans tekellerinin tercih ve kontrolünden çıkarılması ve emekçilerin ürettiği değerlerin finans merkezlerine sermaye olarak taşınmasını önlemek için,

5. Birbiriyle rekabet eden patronların daha fazla kâr etmek için kendi çıkarlarına göre belirlediği üretim ve tedarik zincirinin son bulması, finansmanının halkın çıkarları doğrultusunda kullanılabilmesi için,

6. Hayat pahalılığı ve işsizlik karşısında beli bükülen, reel ücretleri düşen, sürekli olarak kazandıklarını bankaya vererek yaşayan emekçilerin kredi ve kredi kartı borçlarının silinmesi için,

7. Finans patronlarının zenginliklerine zenginlik katmak için bankalar aracılığıyla sermaye biriktirme modeline son vererek, sermaye adına yatırıma yönlendirilen mali kaynakların ülke ekonomisinin toplam verimine katkı koyacak şekilde kullanılabilmesi için,

8. Piyasa düzeninin dayattığı, patronların sömürü ve kar hırsı sonucunda ortaya çıkan finansal krizlerin son bulması, planlı ve istikrarlı ve öngörülebilir, kalkınan bir ülke ekonomisi yaratılabilmesi için,

9. Her daralma ve kriz döneminde banka ve finans kuruluşlarını kurtarmak için emekçileri, işsizlik ve yoksulluğa mahkûm eden, kamu kaynaklarını sermaye kuruluşlarına aktaran bu ekonomik düzenin son bulması için,

10. Devamlı işten atılma korkusu yaşayarak, düşük ücretlerle, uzun mesai saatleri ve sistematik baskı altında çalışan banka emekçilerinin, performans baskısından uzak, adil ücretlerle ve iş güvencesine sahip olarak çalışabileceği bir çalışma ortamının kurulabilmesi için,

 BÜTÜN ÖZEL BANKA VE FİNANS KURUMLARI TAMAMEN DEVLETLEŞTİRİLMELİDİR”

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.