SERMAYE İKTİDAR İLİŞKİSİ -DEVLET VE ADALET…

Kim için iktidar, kimin iktidarı? Kim için adalet ve kimin adaleti? Ve Devlet kimlerin ellerinde? Elbette sermayenin iktidarı elbette iktidara gelirken kullanılan ve muhafazakar görüntü altındaki gericiliğin adaletine teslim edilen..

SERMAYE İKTİDAR İLİŞKİSİ -DEVLET VE ADALET…
Son Güncelleme: Whatsapp

Kim için iktidar, kimin iktidarı?

Kim için adalet ve kimin adaleti?

Ve Devlet kimlerin ellerinde?

Elbette sermayenin iktidarı elbette iktidara gelirken kullanılan ve muhafazakar görüntü altındaki gericiliğin adaletine teslim edilen kurumlar bu keşmekeşi yaşayacaktır ve bundan hem halk hem de ülke büyük kayıplar yaşayacaktır ki, yaşıyor zaten…

Gericiliği, kayırmacılığı, sermayenin avukatlığını şiar edinen bir sistemin tek çıkış noktası devletin kendini koruma mekanizmalarının teker teker elinden alınarak Kapitalizme teslim edilişinin sonucunu anlatıyor Recep Dursun bu yazısında…

Esas öykü 1946’da başlıyor ve sonucu ortada harap edilmiş, sömürgeleştirilmiş bir ülke…

Recep Dursun işte bu duruma gelişin sorgulamasında samimiyet istiyor…

1980’lerin mirasını devralıp, piyasayı alabildiğince genişleten ve bu genişlemenin önündeki tüm engelleri ortadan kaldıran “kapitalist devlet” ve hegemonya tartışılmadan, koltukta “onların adına” kimin oturduğu kavgası, toplumsal ilişkileri tanımlamada eksik kalır.

Devletin, hukukun ve onun içinde yargının, “sınıfsal baskının araçları” olarak işlevi unutulmamalıdır. Yargıdaki başkalaştırma ve kadrolaşma havuzuna dalmadan, yargıçların, Anayasa’ya, yasaya ve hukuka uygun olarak hüküm verdikleri göz önünde bulundurulduğunda, adaletin, hukukla istediği gibi oynayan sermayenin sınırları içinde dağıtıldığı da ortaya çıkar…

Daha rahat ve sorunsuz kontrol edilebilen ve toplumsal denetim aracı olmaktan çıkarılan bir yargı ve bütünsel olarak devlet, egemen güç tarafından tepe tepe kullanılırken, “egemenin iç çelişkisi” yerine “esasa ilişkin çelişkiye” bakılamıyorsa, bu ancak kapitalist egemenin işine yarar, alanı yalnızca onlara bırakır…

Sermayenin egemenliği ve daha fazla kazanması için her şeyi yapan (pandemi süreci bunu daha iyi göstermiştir.),dinsel ve etnik gericiliğin havuzunda yüzmeyi seven siyasal iktidarın, toplumu “bizden olan-olmayan” ayrımına tabi tutarken, yargıyı da bu ayrımı korumada ve kendi egemenliğini sürdürmede güvenlik aracı haline getirdiği görülmeden, gerçekçi ve bütünsel mücadele verilemez…

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.