Nihat Ergün ve Türkiye’de geleceğin şifreleri

Dün tüm yurtta olduğu gibi Kocaeli’de de siyasi partilerin bayramlaşma programları vardı…

İyi parti Genel Başkanı İzmit’de ki İl binasında örgütüyle bayramlaştı…

CHP’de Kocaeli vekilleri ilçe örgütlerinde partilileriyle bayramlaştı…

Kısacası tüm partiler hareketli bir gün yaşadı…

Ben Deva Partisinin programını izlemeye gittim…

Çünkü Genel Başkan yardımcısı Nihat Ergün gelecekti ve pek çok yazımda belirttiğim gibi Türkiye’nin Ali Babacan ve ekibinin iktidarına hazırlandığını düşünüyorum, o nedenle Nihat Ergün’ün söyleyeceklerini dinlemek istedim…

Deva Partisinin kuruluşunda Nihat Ergün’ün büyük payı olduğunu hatta ekibi onun toparladığını biliyoruz…

Partinin ön vitrini Ali Babacan, arka planda ise oyun kurucu olarak Nihat Ergün var…

Üst kadro öyle dizayn edilmiş ki, bugün iktidara gelse hiç zorluk çekmeden devleti yönetecek, devlet terbiyesi almış yüksek eğitimli uzman isimler göreve hazır…

Zaten bugünden neler yapacaklarını da belirlemişler, iktidar olduklarında sadece uygulamaya geçecekler, herşey planlanmış durumda…

Ekonomi, eğitim, sağlık, tarım, çevre her konuda eylem planları hazır…

İl Başkanı Adem Koç ve Ali Ufuk Yaşar’ın konuşmalarından sonra kürsüye çıkan Nihat Ergün konuşmasının her satırında bir mesaj verdi demiştim dün…

Türkiye’nin şifreleri bu mesajlar, ben öyle diyorum en azından….

Ergün ilk önce tarih verdi…

Önümüzdeki şeker bayramı değilse bile kurban bayramında Türkiye’de değişim yaşanması gerektiğini söyledi, öyle temenni etti ve değişim kaçınılmaz dedi…

Yani Ak Parti iktidarına artık bitti, sizde kaderinize razı olun ve kırmadan dökmeden gidin dedi…

Burada bir endişe de var, ben öyle hissettim…

Sanki ülkede yaşanacak bir kaosdan endişeliydi, hepimiz gibi o da biliyor ki, Ak Parti iktidarı kolay kolay bırakmaz, bırakmayacak…

Pek çok senaryo var, daha çoğunu üretmek de mümkün…

SADAT, ÖSO, Hizbullah, Işid, cemaatler ve tarikatler vs. vs. komplo teorileri var, belki Nihat Ergün’de bu yapıların bir kaos yaratmasından kuşku duyuyor…

O nedenle mi nasihat veriyor?

Bilemiyorum, ama değişim kaçınılmaz diyor ve tarihte sonu olmayan bir şey yok diyerek bir kaç örnekle vurguluyor…. Seçim yasasını değiştirmekle de, bu değişim talebinin önüne geçemezsiniz, kabullenin, makul bir gidiş planı yapın ve artık çekilin diyor…

Aslında Erbakan’ın deyimiyle “kadayıfın altı artık bizim için kızardı, siz mahvettiniz, biz toparlayacağız artık sıra bizde” demek istiyor…

“Süreciniz doldu kabullenin ve makul bir şekilde gidin…”

Ardından kendilerine kesin iktidarız diyen muhalefet içinde “bir planınız olmalı, intikam duygularıyla iktidar hesapları yapmayın… Hukuktan vaz geçmeyin” gibi laflar etti…

“Devri sabık yaratmayın” derken…

Ak Parti belki gitmeye razı olacak ama “Devri Sabık yaratılacak korkusu ile gidemiyor” demek mi istedi diye düşünmüyor değil insan.

Belki Erdoğan seçimi kazanamayacağını anladığında devri sabık yaratmayacak bir yapının önünü açar, bu yapı da öyle görünüyor ki, Deva partisi olur…

Erdoğansız bir Ak Parti ile Deva İttifakında, Ali Babacan Cumhurbaşkanı adayı olmaz mı?

Neden olmasın, bu ülkede artık her şey mümkün?

Nihat Ergün burada aynı zamanda Kemal Kılıçdaroğlu’na da mesaj veriyor….

“Kavga edeceğiz” diyerek muhalefeti de sertleştireceği mesajı veren Kemal Beyi de sukunete davet etti…

“Bir iktidara gelme planınız olmalı ama yöntem bu olmamalı” demek istedi…

Aklı selim ve realiteyi göz önünde bulundurarak politika geliştirmeyi öneriyor…

6’lı masanın toplanmasının çok önemli olduğunu vurgularken Cumhurbaşkanı adaylığında Kemal Kılıçdaroğlu’na sıcak bakmadıklarını anlayabiliyorum…

Sadece Deva değil, ittifakın ana ortağı İYİ Parti’de Meral Akşener dışında yukarıdan aşağıya tüm örgütün ve tabanın da bu adaylığa sıcak bakmadığını biliyoruz…

Onların tamamı “Mansur Yavaş olmalı” diyor…

Yalnızda değiller, CHP içinde bile böyle düşünen bir kesim var…

Her ne kadar Meral hanım ve Kemal Bey bunu organize etmeye çalışsalar da, bunu İyi Parti tabanına kabullendirmek çok zor…

“Biz kabullnedirelim millet tıpış, tıpış oy verir nasıl olsa, kimi aday gösterirsek biz kazanırız, neden bir başkası olsun?”

Zafer Partisini kuran Ümit Özdağ’ın çabaları boş değil….

İlerleyen süreçte İyi Partide çatlamalar yaratacak bir hamle…

Gelecek, Saadet ve Demokrat Partinin tabanında da ciddi tepkiler yaşanacaktır…

Kaldı ki, daha hiç biri Kemal Beyin adaylığına evet demedi…

Ekrem İmamoğlu’nun ciddi ciddi Cumhurbaşkanı adayı olmak için zemin hazırladığı gün gibi aşikar.

Mansur Yavaş’ı da ileri iten yapıların olduğu da açık ve net değil mi? Hatta yapılan anketler bile onu çok önde gösteriyor…

CHP içinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığını istemeyen bir kesimin olduğunu unutmayalım…

Ayrıca CHP içinde partiyi sağa çektiği için sol kanattan Kılıçdaroğlu’na ciddi tepki var…

3. yolun (TİP, HDP ve sol blok) aday çıkarması durumunda CHP’den ciddi bir oyun da oraya kayacağını bilmek gerek…

Tüm bu hesapları Ali Babacan ve Nihat Ergün’de yapıyordur herhalde…

Ve sanıyorum ki, o nedenle örtülü de olsa Kemal Beyi sukünete davet ediyor…

“Bu şekilde devam ederseniz, gerçeklere gözünüzü kapatırsanız iktidara gelemezsiniz” demek istiyor sanırım…

Bir şey biliyor da söylüyor…

Görüyoruz ki, Türkiye önümüzdeki süreçte çok şeye gebe….

Köprülerin altından kısa zamanda çok renkli sular akacak…

Nihat Ergün iktidar için, yolun sonu görünüyor, göreceksiniz önümüzdeki süreç değişimin yaşanacağı bir süreç olacak dedi…

Ama, Cumhurbaşkanı adaylığı noktasında hiç bir şey söylemedi…

Bakarsınız, Kılıçdaroğlu son anda Babacan’ı Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterir mi?

Olmaz diyemem vallahi…

Türkiye’de 2014- 2018 arasındaki hukuksuzluk kayıt dışılık, denetimsizlik 2018 sonrası bir yönetim şekli haline gelmiştir derken Cumhurbaşkanlığı sistemini aslında sistemsizlik olarak nitelendiriyor…

Bu nedenle Türkiye ekonomide, hukukta, insan haklarında, eğitimde daha doğrusu her alanda dünyanın çok gerisine düştü…

Bütün bu olumsuzlukları aslında beceriksizliklerini örtmek için dış güçleri bahane gösteren iktidara “dış güçler hep vardı, sen akıllı davranırsan savuşturursun, hatta ülken için fayda sağlarsın ama başka türlü davranırsan işte bu hale düşersin, sömürgeleşirsin” …

Devletin tüm kurumlarının dezenformasyona uğratılması, liyakatsizlik, denetimsizlik ve cehaleti bir yönetim anlayışı olarak normalleştirmek temel sorundur…

Eskiden Devlet aklı buna izin vermez idi….

Emperyallerle ekonomik ilişkiler kurulabilir ama ülke onlara teslim edilmez…

Memleketin altın yumurtlayan tavukları yani Tüpraş, Petkim, Tekel, Enerji vs.. yabancılara satılırsa eğer işte bugün yaşadığımız gibi yoksullaşır, cahilleşir ve bir Arap toplumu haline dönüşürüz…

Sonunda da Filistin olup çıkarız…

Ne yazık ki, bizim ülkemizde olan bu…

İlginçtir muhafazakar biri olan Nihat Ergün bunlardan şikayetçi…

Ve bu durumdan memnun değil…

Bu çok önemli bir nokta, tarikat ve cemaat yapılarının egemenliğine giren devlet kurumlarının ülkeyi sürükledikleri yeri iyi görüyor ve bunu söylüyor…

Ak Partinin devlet yönetimindeki hatalarını, yanlışlarını açık ve net olarak anlatan Nihat Ergün’ün söylemlerinden sorunları çok iyi bildiklerini görüyoruz ve ülkenin düze çıkması için yapılması gerekenlerin başında Parlamenter sisteme geçişin olduğu noktasında tüm muhalefet aynı fikirde…

Ancak bir araya gelen 6 milliyetçi, sağ, liberal ve muhafazakar partinin ittifakına Sol’un ve Kürtler’in oy vermediği takdirde seçim kazanması mümkün mü?

Selahattin Demirtaş aday olursa ne olur?

Muharrem İnce’yi de bir kenara atmayın…

Deva Partisnin bu konuya yaklaşımı da şaşırtıcı şekilde ve oldukça makul…

Ancak İYİ Parti etkeni ittifakta buna izin vermiyor ve bu çatışma üzerinden siyasi kazanç sağlıyor…

Uzlaşmadan çok uzak bir noktada İYİ Parti…

Seçim sathına girildiğinde Ak Partinin bundan sonra atacağı adımları daha net göreceğiz…

Ve ittifakın nasıl bir reaksiyon göstereceği, üreteceği ve geliştireceği politikaların ne kadar etkili ve gerçekçi olacağını da göreceğiz…

Erdoğan kolay kolay iktidarı teslim edecek biri değil, bunu göz önünde bulundurmakta fayda var…

İşte bu noktada Nihat Ergün ittifakın bir arada durmasını ve genişlemesi gerektiğini savunuyor ve bunu yaparken eminim ki tüm olasılıkları hesap ediyor…

AKP’den çözülecek olanlara da kardeşlik mesajları veriyor…

Bakalım ne olacak?

Peki Türkiye’de üretim araçlarını ve sektörlerini ele geçiren yatırım yapan, imtiyazlara sahip yabancı emperyal şirketlerin ve uzantılarının tutumu ne olacak?

Onlar yatırımlarını güvende tutacak, ilişkilerini sürdürebilecek, kendilerini de dışlamayacak bir yapıya destek vereceklerdir…

Yuvarlak masada bir araya gelen 6 siyasi partinin de yabancı yatırımcılara bakışı aynıdır…

Kılıçdaroğlu her ne kadar Neo liberalizme taş atıyor gibi görünse de gerçek öyle değil aslında selam çakıyor…

Peki onlar yani Erdoğan’ın dış güçler diye tabir ettiği emperyaller kimi, neden tercih eder?

En büyük korkuları kazanımlarını kaybetmek, bundan sonra Türkiye’nin kırılma noktasında olduğunu biliyorlar, yoksullaşan halkın dayanma noktası aşıldı ve her an toplumsal bir hareket gelişebilir, Anadolu’dan atılabilirler, istikrarın olmadığı bir coğrafyada iş yapamaz hale gelirler…

Tüm yatırım ve kazanımları tehlikeye girer, bir çuval incir berbat olur…

Şu an onlar, istikrar ve güven sağlayacak bir yapıya destek verir…

Emperyaller, son 20 yılda vahşi bir yağmalanmaya açılan Türkiye’den çok şey aldılar…

Yukarıda bahsettiğim gibi pek çok sektörü ele geçirdiler…

Halk artık dayanma sınırını aştı onlar da bunun farkındalar…

Onların tercihi işte bu noktada Ali Babacan olacaktır, çünkü dengeyi o sağlayacaktır…

Yani istikrarı sağlayacak güven veren, liberal ekonomiyi bilen savunan, dünya ile entegrasyon sağlama yeteneğine sahip olan, halkın da refah seviyesini yükseltecek, demokratik ortamı hayata geçirecek bir lideri destekleyeceklerdir ….

Ülkenin sömürgeleştirilmesine ve yağmalanmasına son verilip kamu kaynaklarının doğru yönetilmesi ile adaletli bir paylaşımı tahsis etmek gelinen noktada kolay değildir, Nihat Ergün gibi Deva kadrolarının tamamının bunu savunduğunu görüyorum liyakatsiz kadrolarla bunu yapamazsınız zaten…

Nihat Ergün, ülkenin yoksullaşmasının, tüm kurumların dezenformasyona uğramasının sorumlusu olarak parlamenter sistemi yok eden Erdoğan’ın tek adam rejimi olduğunu söylüyor…

Aynı zamanda, Nihat Ergün, “Toplum cehalete teslim edildi” derken çok doğru bir laf ediyor.

Kurulacak sistemin insani, ahlaki değerlere, bilime ve kurallara dayanması gerektiğini vurguluyor…

Geçimişte biz bunu yaptık, 20 yıl önce Erdoğan’ın da içinde bulunduğu ekip ile bunu başardık ama devamı gelmedi, biz şimdi orada değiliz ve tam tersi bir durum yaşanıyor…

Kurumsal kapasite, güçlü ve bağımsız kurumlar…

Cemaatlere, tarikatlare bağlı liyakatsiz kişilerin yönettiği ve kadrolaştığı kurumlar çökmüştür…

Bu çok önemli bir laftır… Nihat Ergün ülkede yaşananlardan çok önemli dersler çıkarmış…

O nedenle parti üst yönetimini ehliyetli ve liyakatli isimlerle donatmışlar…

Size bir şey söyleyeyim mi?

Sadece bu kadroyu oluşturmak ve kamuoyu önüne çıkarma başlı başına bir mesajdır.”

Merkez Bankasının özerkliğini, YÖK’ün kaldırılmasını, Hukukun üstünlüğünü, Kuvvetler ayrılığını, Liyakati ve toplumun cehaletten kurtarılması gerektiğini savunan Deva Partisi Genel Başkan Yardımcısı Nihat Ergün’ün konuşmalarından çıkarttığım sonuç şu…

Bu ülkedeki tüm sorunları çözecek kabiliyete sahibiz…

Ülke 40 derece ateşle yatağa düşmüş ve can çekişiyor, bu hastalığın dermanı bizde…

Ülkeyi sürekli yokuşa süren Ak Parti iktidarının üreteceği hiç bir çözüm yoktur…

Ülkeyi, Osmanlının son zamanında olduğu gibi “hasta adam” şekline sokmuştur…

Ortak aklı savunuyor, bilimi savunuyor, cemaat ve tarikatlerin orduya ve devlet yönetimine etki edemeyeceği bir düzeni savunuyor ama dikkatimi çekti henüz laiklik diyemiyor…

Parasız eğitim ve sağlık diyemedikleri gibi laiklik de diyemiyorlar…

Konuşmasının satır aralarında bunlarda gizli…

Her zaman söylediğim gibi şunu yine söyleyeceğim…

Muhalefette en bariz şekilde görünen, ülkeyi yönetecek en yetkin kadrolar Deva Partisinde bir araya gelmiş ve iddialılar…

Nihat Ergün’ün, bu kadar rahat, emin ve özgüvenli bir şekilde konuşması, bir kaç eksik olsa da ülke gerçeklerini dile getirmesi, önermeleri çok önemli bir mesaj…

Şöyle düşünelim ve diyelim ki, her şeye rağmen seçimi Kemal Bey Cumhurbaşkanı olarak kazandı…

Erdoğan ise sessiz sedasız kenara çekildi, muhalefetin başına geçti…

Meclis aritmetiği çok önemli elbette Ak Parti ve MHP’nin belli sayıda vekili olacak mecliste…

İYİ Parti, Saadet, Gelecek, HDP, DEVA ve CHP vekilleri de olacak…

Millet ittifakı yeterli çoğunluğu sağlayamaz ise ne olur?…

İYİ Parti bu konuda uzlaşmacı değil ve HDP ile sürekli bir çatışma halinde parlamenter sisteme geçiş sürecinde yasal düzenlemeleri için gerekli çoğunluğun sağlanabileceği şüpheli…

Bu çekişmeler sadece İYİ Parti ve HDP arasında da olmayacaktır…

Ekonomi öyle bir günde düzelmez…

Ülkede tüm sorunlar öyle bir günde çözüme kavuşmaz…

Millette büyük hoşnutsuzluklar oluşacak ve istikrar sağlanamayacaktır.

“Dağ fare doğurdu” durumu yaşanması muhtemel mi? Evet muhtemel…

Kemal Bey’in bu süreci yönetmesi çok zor…

Önüne çok engel çıkacağı gibi parti içerisinde makam ve mevki kavgaları onun süreci yönetmesinde en büyük engel oluşturacak…

Zamanla İYİ Parti ile de zıtlaşacaklardır…

Çünkü kadroların paylaşılmasında İyi Partinin talepleri çok yüksek olacak…

Genel seçimlerin hemen ardından gelecek yerel seçimlerde ittifak zaten paramparça olur…

Oysa Erdoğansız bir Ak partinin Ali Babacan ile buluşması zor değildir…

Bu süreçte Deva oylarının hızla artışına tanık olacağız…

Nihat Ergün’ün konuşmasında bunu da görebiliyoruz…

Ülkenin temel sorununun Erdoğan’ın tek adam olmasından kaynaklandığını defalarca ima etti…

Ak Partideki arkadaşlar dediğinde partinin içerisindeki ciddi bir kesimden bahsediyor…

Devri sabık yapılmaması gerektiğini de söylerken onlara da bir mesaj veriyor…

Ali Babacan, Saadet, Gelecek hatta HDP ile uzlaşı sağlayabilir meclis aritmetiği bir anda değişir…

Örneğin, Güçlendirilmiş yerel yönetimler yasası bu meclisten çıkar mı, çıkar?…

Erdoğan sonrasında ülke en fazla bir yıl kadar bir süre sonra Ali Babacan ekibi ile yönetilecektir bunu görebiliyorum…

Bir enkazın üzerine Kemal Bey veya İmamoğlu veya Mansur Yavaş bir kurtarıcı olarak gelse bile, meclis aritmetiği istikrar sağlanmasına yetmez…

Yada yettirilmez…

Sonuç olarak…

Önümüzdeki seçim olmaz ise, seçimden bir yıl sonra bu ülkede Deva Partisinin iktidarını kaçınılmaz gerçekliktir…

Konjönktör oraya evriliyor…

Aslında Nihat Ergün’de konuşmasında verdiği mesajlarda bence bunu söyledi…

Türkiye’nin geleceğinin şifreleri de bu bahsettiklerimiz zaten…

Yaşayıp göreceğiz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.