HAZARA TÜRKLERİNİN KATİLİ PEŞTUN’LAR NASIL TALİBAN OLDULAR

“Kim ki ne kadar Hazara rafizilerinin kadın, çocuk, erkek ve mallarını ganimet olarak alırsa İslam dinine göre 5/1’ini devlete gönderip diğer kalanına sahip olabilir.”

HAZARA TÜRKLERİNİN KATİLİ PEŞTUN’LAR NASIL TALİBAN OLDULAR
Son Güncelleme: Whatsapp

Peştun’lar Afganistan’ın insan kasapları…

İngiliz Beslemesi Abdurrahman Han ile başlayan kanlı yolculukları…

Pakistan’da eğitildiler ve Taliban oldular…

Kadınları eğitimli olan tek etnik grup Hazara Türkleri için soy kırım uygulayan ve malına mülküne el koymak için fetvalar verilen bu Halk tecavüzlere uğradı, köle olarak satıldı ve bunu kendine Müslüman diyen İngiliz destekli Peştun’lar yaptı…

“Kim ki ne kadar Hazara rafizilerinin kadın, çocuk, erkek ve mallarını ganimet olarak alırsa İslam dinine göre 5/1’ini devlete gönderip diğer kalanına sahip olabilir.” 

1970’lere kadar verilmeye devam eden Katliam fetvalarından biri buydu ve art arda katliamlar bugüne kadar halen sürüyor…

1970’lerde 40 Hazara kadınına tecavüz eden ve öldüren Peştun çıkarıldığı mahkemede “Mollaların fetvası üzerine böyle bir eyleme kalkıştım. Din adamlarımız bize öldürülen bir Hazara’ya karşılık bir günahımızın affolacağını söylemişlerdi” dedi.

Aslında Aleviler ve Ermeniler içinde aynı fetvaların Anadolu’da da verildiği tarihte görülmüştü değil mi?

Bu Katil ve sapkınlarla aynı masaya oturmak için bu fetvaları kabullenmek gerekir. Anadolu Halkı bu yamyamlarla aynı olabilir mi? Farkımız yok demek ne demektir. Yıllar önce Gudbettin Hikmetyar ile aynı yerde dizinin dibinde oturmak ne demektir? Belki de Türkiye’nin Afganistan’a dönüştürülmesi yıllar önce planlanmıştı… Bu konuda yıllar önce yazmış ve uyarmıştık ama kimseye dinletemedik… Ülke her geçen gün Afganistan olmaya biraz daha yaklaşıyor…

Taliban ve Peştunların kimler olduklarını, Hazara Türklerini nasıl katlettiklerini aşağıdaki yazıda göreceksiniz….

Ve bugün Afganistan’ı tamamen ele geçirerek 60 bin kişilik çekirdek militan grubuyla, 200 bin ABD ve NATO gücünü 300 bin Afgan asker ve polisini nasıl yendi diye durup bir düşünmek gerek… Kimler para ve silah desteği verdi?

Taliban…

Talib,” talebe”; Taliban da “talebeler”, öğrenciler demek… 

Şeriat…

Şeri, şeriya kökten “yol” demek. Sırat’ı Mustakim ise dosdoğru yol demek; olması gereken arzulan yol aslında bu!

Peki, her yol İslam’ın yolu mu?

Her “şeri”, “şeria”, “şeriat” diyen İslam’ın yolunda mı oluyor?

Konum: Afganlılar…

Bugün… Tacikler de, Özbekler de, Hazaralar da, Aymaklar da; Türkmenler de, Beluçlar da “Afgan” olarak nitelendirilse de işin aslı pek öyle değil…

Aslında…  “Afgan”, “Abgan” geleneksel olarak Peştun halkını tanımlamak için kullanılan bir sözcük…
Ve… Afganistan’da yaşanan iç savaş; çeperde “mezhepçilik” gibi görünse de özde “milliyetçilik” meselesidir…

PAKİSTAN’DAKİ MEDRESELER

Şimdi… 

Taliban’ın çatısını “Peştunlar” oluşturuyor…

Bunlar… Pakistan’da mülteci çocuklara eğitim veren medreselerde yetiştiler… 

Peki, bu medreselerde bu çocuklara neler öğretildi? 

Fotoğraf çekmek, resim yapmak, televizyon izlemek, müzik dinlemek, uçurtma uçurmak, futbol oynamak, satranç oynamak, yılbaşını ve nevruz’u kutlamak, evcil hayvan beslemek yasak ve günah! 

Ateistleri, zina yapanları, eşcinselleri öldürmek sevap ve serbest! 

Kadınların okula gitmeleri; çalışmaları, “burka” giymeden ve yanlarında bir “erkek” olmadan dışarı çıkmaları yasak! 

Erkekler sakal bırakmak zorunda, ola ki “köse” ise takma sakal takıyorlar. 

Doktorların bir kadını yanında bir erkek yoksa muayene etmesi yasak, bir erkek varsa bile yine de ona dokunması yasak.

VAHHABİ VE DEOBANDİ

Şunu söylemeliyim: El-Kaide ne kadar “Vahhabi” ise; Taliban da bir o kadar “Deobandi”dir. 

Vahhabilik; köktendinci, “aşırı sünni” ve bir o kadar da çakma bir mezhep. 

SUUD-İngiliz işbirliğiyle oluşturulduğunu biliyorsunuz. 

Tıpkı “Deobandilik” gibi; gerçek “İslam” ile alakası yok; aynadaki bozuk suretlerinden biri. 

Detayları geçeyim… 

Nasıl ki Vahhabilik’in çıkış noktası “Arap Milliyetçiliği”ydi; Deobandilik’in çıkış noktası da aynı… 

“Peştun Milliyetçiliği”… 

Deoband; Hint Himalayalarındaki bir “kasaba”nın adı. 19.yüzyılda Muhammed Abid Huseyin’in kurduğu bir medrese. 

Bir tarikat haline geldi; bağımsızlık mücadelesi şiarıyla alevlendi. ( Dikkat edin, yine sahnede aslında “din” değil, “milliyetçilik” esası var…)

İş hep olduğu gibi siyasi; “din” tarih boyunca hep olduğu gibi kalkan… 

Deobandilik, zamanla eklenen kurallar silsilesiyle, değişti ve dönüştü. Gerçek İslam ile pek bağı kalmadı; “köktendincilik” bir mezhebe evrildi. 

Gelinen son nokta: Taliban! 

Ve… Taliban’ın çatısını da“Peştunlar” oluşturuyor… 

Bunlar… Pakistan’da özellikle mülteci çocuklara eğitim veren medreselerde yetiştiler… 

Birkaç nesil bu medreselerde Deobandi akımını öğrendiler, gerçek İslam’ı değil… 

Taliban; “talebeler”, “öğrenciler” dedim ya… 

Bugün Taliban’ın omurgasını işte bu “Peştun” talebelerden oluşuyor.

FUTBOL OYNAMAK UÇURTMA UÇURMAK BİLE YASAK

Peki, bu medreselerde bu çocuklara neler mi öğretildi?

Mesela… Fotoğraf çekmek, resim yapmak, televizyon izlemek, müzik dinlemek, uçurtma uçurmak, futbol oynamak, satranç oynamak, yılbaşını ve Nevruz’u kutlamak, evcil hayvan beslemek yasak ve günah! 

Ateistleri, zina yapanları, eşcinselleri öldürmek sevap ve serbest! 

Kadınların okula gitmeleri; çalışmaları, “burka” giymeden ve yanlarında bir “erkek” olmadan dışarı çıkmaları yasak! 

Erkekler sakal bırakmak zorunda, ola ki adam “köse” ise takma sakal takmak zorunda… 

Doktorların bir kadını yanında bir erkek yoksa muayene etmesi yasak, bir erkek varsa bile yine de ona dokunması yasak. 

Uzaktan sorunu anlayıp hastayı tedavi etmenin bir yolunu bulmak zorundalar. 

Malum kadın doktor da yok!

PEŞTUNLAR DEVLETLEŞTİ

Son yıllarda Afganistan’da öne çıkan isimlere bakalım: 

Molla Ömer… 

Molla Heybetullah… 

Hamid Karzai 

Eşref Gani… 

Celalettin Hakkani… 

Gulbettin Hikmetyar… 

Muhammed Necibullah… 

Ortak noktaları şu: Hepsi Peştun! 

Daha evveline gideyim: 1747’ye… 

Peştunlar Afganistan hakimiyetini el alıp devletleşti. O yıla kadar Hazaracat/Hazaristan bölgesinde özerk bir hanlık olarak yaşayan Hazaralar haraç ödeyerek iç bağımsızlıklarını korudu… 

Çok sürmedi… 

Destek verdikleri Abdurrahman Han başa geçince işler değişti; Abdurrahman Han ‘ın ilk icraatı Hazaraların bölgesini istila etmek oldu.

ŞİA HAZARA TÜRKLERİ

Hazaralar Afganistan’ın diğer “sünni” etnik gruplarından mezhepsel olarak farklı. 

Artık azınlıktalar, sayıları nüfusun anca dörtte biri. 

Çoğunluk “On İki İmam Şiası” olmakla birlikte yine Şia’nın “İsmailiyye” koluna mensup olanlar da var. 

Çok az bir kesim ise Sünni… 

Bu arada Afganistan’ın kadınları eğitimli tek topluluğu da Hazaralar!

İNGİLİZLER YİNE SAHNEDE

Buradaki en kritik nokta artık Abdurrahman Han’ın en büyük destekçisinin İngilizler olması. 

Ne tesadüf? Burada araya girip Vahhabiliği ve Suud’ları hatırlatmama izin verin… 

O dönemlerdeki bu baskı rejimine isyan edenler arasında Hazara hanları da vardı; sayıca da fazlaydı. 

Elbette boyun eğmediler. Peştunlar da psikolojik harp ve çok eski bir taktiğe başvurdular: Hazaralar mezhepsel farklılıklarından dolayı “kafir” ve “dinsiz” ilan edildiler. 

Onlar artık birilerine göre “rafizi”ydiler…  

Dinsiz yani, İslam’dan çıkmış kişiler… 

Abdurrahman Han Peştun kabilelerini Hazarlara karşı kışkırttı. Haklarında ölüm ve cihat fetvaları verdirtti. 

Biri şuydu: “Kim ki ne kadar Hazara rafizilerinin kadın, çocuk, erkek ve mallarını ganimet olarak alırsa İslam dinine göre 5/1’ini devlete gönderip diğer kalanına sahip olabilir.” 

Ve… O fermandan sonra binlerce Hazara katliama maruz kaldı. Çoluk çocuk demeden öldürüldüler; kalanlar köle pazarlarında satıldılar. Malları gasp edildi. 

Kadınlara eşlerini yanında tecavüz edildi… 

Ve… Asimilasyon elbette!  

Şiaların camileri yıkılıp yerine yeni camiler yapıldı; imam olarak da Sünni kadılar atandı… 

1921 yılına kadar Hazaralar köle pazarlarında satılmaya devam etti. Anayasada eşit yurttaşlık hakkı verilse de pek uygulanmadı…  

1970’lere kadar haklarında “katli vacip” fetvaları verilmeye de devam edildi. 

Mesela… 1970’lerde Peştun bir adam:  

Adı, Latif Gül… 

On yıl boyunca (1960-1970) kırk Hazara kadınına tecavüz ettikten sonra öldürmekten yargılandı; kendini şöyle savundu:“Mollaların fetvası üzerine böyle bir eyleme kalkıştım. Din adamlarımız bize öldürülen bir Hazara’ya karşılık bir günahımızın affolacağını söylemişlerdi” dedi.

1998’DEKİ KATLİAM

Taliban’ın tarihe geçen onlarca katliamından belki de en akılda kalanı 1998 yılında gerçekleşti… 

Mezar-ı Şerif’te Muharrem ayının 10.gününde Hz. Hüseyin’in anmasında yani bir “Aşura Günü”nde sekiz bine yakın Şia MüslümanTaliban militanlarınca katledildi… 

1999 yılında Yakvulen bölgesinde de binlerce Hazara kadın, çocuk, erkek katledildi… 

Göç de bir işe yaramadı… 

2013 yılında Sünni Köktendinci grup “Leşker-i Cengavi Pakistan’da 81 Hazara’yı öldürdü. 

2016 yılında yine bir “Aşura Günü” Hz. Hüseyin ve Kerbela şehitlerini anmak için camide toplanan Şia Müslümanlara intihar saldırısı düzenlendi. 27 kişi hayatını kaybetti. 

Bir iki yıl önce Pakistan’da bir Hazaralar’a ait bir Pazar yerinde yine bombalar patladı. 18 Hazara kadını hayatını kaybetti.

İÇMEK GÜNAH SATMAK SEVAP!

Afganistan, iç savaş ve uyuşturucu… 

Haşhaş tarlaları, afyon gelirleri, uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm… 

Uyuşturucu sadece Taliban da değil, tüm meşru hükümetlerin ortak paydasıydı. 

Bu konulara hiç girmeyeyim, çıkamayız… 

Mesele sanmayınız ki sadece “din” ve “mezhep”tir… 

O işin bahanesidir; mesela çok daha derindir… 

Zehirli sarmaşığın kökleri Afganistan’ı paramparça eden Peştun milliyetçiliğidir… 

Uzatmayayım… 

Afgan deyip geçmeyin… 

Soru şu: Bu gelenler hangi Afganlar?

İlknur Altıntaş 

Odatv.com

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.