TOPRAĞA DOKUNMAK İSTİYORSANIZ DAĞ KÖYE GİDİN BİR KAÇ GÜN KALIN

Ülkemde tarımın ve hayvancılığın bilinçli bir şekilde devlet eliyle bitirildiği günlere şahitlik ediyoruz. Tabi bu bugünkü mesele değil on yıllardır süregelen ABD patentli adına sanayileşme, adına özelleştirme diyerek uygulanan sömürgeleştirme..

TOPRAĞA DOKUNMAK İSTİYORSANIZ DAĞ KÖYE GİDİN BİR KAÇ GÜN KALIN
Son Güncelleme: Whatsapp

Ülkemde tarımın ve hayvancılığın bilinçli bir şekilde devlet eliyle bitirildiği günlere şahitlik ediyoruz.

Tabi bu bugünkü mesele değil on yıllardır süregelen ABD patentli adına sanayileşme, adına özelleştirme diyerek uygulanan sömürgeleştirme politikalarının bir ürünüdür.

Halk uyutuldu, elinden ormanı, merası, suyu, madenleri ne var ne yok alınırken tüm değerler, teamüller alt üst edildi, dejenerasyona uğradı.

Dedik halk uyudu elinden her şeyi alındı.

1924 Köy kanunu iptal edildi ve Büyükşehir yasası ile köy olgusu ortadan kaldırıldı.

Tarım girdileri sürekli yükselerek üretim yapan çiftçi zarar ettirildi.

Tarım Krediler, Bankalar, tefeciler hep birlikte köylünün ümüğüne çöktü.

Aslında çöktükleri bu ülkenin geleceği idi ve onu faiziyle birlikte yediler.

Yağma furyası ile ranta dönüştürülen meralar, tarım toprakları, ormanlar adeta bir cariye gibi kucaktan kucağa gezmeye başladı.

Katarlı, Kanadalı, Amerikalı ve daha pek sömürgeci milletlerin şirketleri Anadolu topraklarını parsellediler…

HESLER, RESLER, MADENLER bir yandan…

Oteller, limanlar, fabrikalar bir yandan pıtırak gibi her yana kondurulurken topraklarımız çöle dönüşüyor.

Ülke bilinçli bir şekilde yağmalanırken… Tarım toprakları da el değiştiriyor. Emperyaller alıyor.

Savaştan daha kolay bir işgal yöntemi…

Bir silahları daha var ki, cehenneme çevirdikleri coğrafyalardan tabur, tabur mülteci getiriyorlar Anadolu’ya.

Ve Anadolu insanı şaşkın işgale uğradığının yeni, yeni farkına varıyor.

Geride üretemeyen köylünün elinde kalan bir avuç toprak var.

Birde tüm bu koşullara rağmen üretim yapmak hatta organik üretim yapmak adına direnen 3-5 memleket ve doğa sevdalısı insan var…

Evet İzmit Dağköy’de Semih ve Nejla Hemşire de o son kalan insanlardan.

Çabalıyorlar, çırpınıyorlar ekolojik tarım ile, doğaya zarar vermeden en doğal besinleri üreterek insanlığa yeni bir yol göstermeye çalışıyorlar.

Meyve ağaçları bir yanda, açık tarım için tarla bir yanda, seralar diğer yanda, tavuklar küçükbaş hayvanları ile tamamen organik bir yaşam kurmuşlar kendilerine ve üretmek için didiniyor, direniyorlar.

Yaptıkları işe Ekolojik Niş diyorlar.

Ve insanlara şöyle bir çağrı yapıyorlar gelin bizimle zaman zaman beraber olun organik tarımı, organik hayvancılığı öğrenin ve sizde kendinize organik bir yaşamın yolunu çizin.

Ülkenin pek çok yerinden İnsanlar geliyor onlarla birlikte çalışıyor, öğreniyor ve toprağa dokunuyorlar.

Kendi çiftliklerini kurmasalar bile zaman zaman gelip 3-5 gün kalıyorlar ve doğa ile buluşmuş oluyorlar.

Topraktan kopmamak isteyenler içinde çok güzel bir yöntem…

Kentlerin boğucu havasından kaçıp bir kaç gün nefes almak herkese iyi gelir.

Nejla ve Semih çiftinin kapıları doğaseverlere kapıları açık…

Selam olsun gelecek kuşaklara temiz bir çevre ve doğa bırakmak isteyenlere…

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.