Fatma Kaplan’ın muhteşem tarım projeleri

Tarım, tohum, gübre, mazot, yem, çiftçi ve Fatma Kaplan’ın muhteşem projeleri…. Türkiye’de çiftçi en kara günlerini yaşıyor… Cumhuriyetin Köy ve Maden yasaları defalarca değiştirilerek Anadolu tamamiyle ranta açıldı… Ülkenin gıda..

Fatma Kaplan’ın muhteşem tarım projeleri
Son Güncelleme: Whatsapp

Tarım, tohum, gübre, mazot, yem, çiftçi ve Fatma Kaplan’ın muhteşem projeleri….

Türkiye’de çiftçi en kara günlerini yaşıyor…

Cumhuriyetin Köy ve Maden yasaları defalarca değiştirilerek Anadolu tamamiyle ranta açıldı…

Ülkenin gıda depoları ve onlara bağımlı çalışan fabrikaları yok edildi.

Traktörü haczediliyor, topraklarını satıyor, üretemiyor, ürettiğinden zarar ediyor ve göçe zorlanıyor.

Bunun en büyük nedeni kırların, meraların, tarım arazilerinin ve ormanların birer maden sahasına dönüştürmek istemektir ki…

Başardılar!

Türkiye Emperyalist maden şirketlerinin kuşatması altında ve siyanürle topraklarımızı katletmekteler.

Sadece toprak değil, ağacı, suyu ve havayı da zehirleyerek adeta bir cehennem yaratmaktalar.

Kırların sahiplerini göçe zorlayarak, kırları sahipsiz ve savunmasız bıraktılar.

Yasaları defalarca değiştirdiler, her yer maden sahası oldu ve Anadolu’da tüm yaşam yok ediliyor…

Kocaeli’de bu doğa yağmasından payını alıyor elbet.

Ama buralarda henüz taş ocakları var, kırlarda yaşlı da olsa bir nüfus var.

Toprakların %70’i el değiştirdi.

Ama esas hedef kamuya ait ormanlar, meralar ve köylünün ortak kullanma alanlarıydı.

Onu da köyleri mahalleye çevirerek hallettiler…

Pek çok yer sahiplerini buldu…

Topraklar ranta açıldı…

Köylü toprağını sattı ama köy içlerinde evleri duruyor, emekli olanlar da köylerine dönüyor.

Topraktan ve hayvancılıktan geçinen az sayıda insan kaldı.

Çünkü üretemiyor, ürettiğinden zarar ediyor.

İnsanlar çareyi kentlerde asgari ücretle çalışmakta buldular.

Ve şimdi yerel yönetimlere büyük görevler düşüyor ancak görüyoruz ki…

Bu toprakları yeniden üretime döndürecek projeler yerine Belediye Başkanları kendilerine şov alanları açıyor.

Bu zaruriyeti, yani yeniden tarımı canlandırma, köyleri üretime sevketme projeleri yerine reklam kampanyaları başlatıyorlar.

Hem de Tahir Büyükakın bir yandan.

Fatma Kaplan bir yandan.

Tahir Büyükakın’ın sera desteği hikayelerini anlatmış, konu ile ilgili videolar yayınlamıştım.

Afişlerle donatıyor Kocaeli’yi Fatma Kaplan dört bir yandan…

4 dönüm bostan ekmiş ve bayraklaştırdığı slogan “İzmit Belediyesi üretiyor” muş…

“Ne ürettiniz?” diye sorsak biliyorum ki cevap veremez…

Sanki İzmit insanına 12 ay boyunca bedava sebze dağıtmış…

Kardeşim, ektiğin yer belli.

Zaten beceremediniz, verim de alamadınız.

Hele bir açıklayın kaç aileye bu üretmediğiniz sebzeyi dağıttınız?

Ben size söyleyeyim ektikleri yerden üretecekleri ancak iyi bir pazar tezgahının bir günde satacağı sebze.

“Üretiyoruz” reklamlarına harcanan para ve “ektik” dedikleri alana yapılan masraf ile inanın yüzlerce dönüm ekiliş yapılabilir.

“Ürettik diyorsunuz ya, kaç çiftçiyi üretime dahil ettiniz bugüne kadar?

Kaç dönüm boş araziyi üretime kazandırdınız?

Kaç çiftçiye üretime teşvik edecek proje ve ekonomik destek sağladınız?”  diye sorsak…

“Kaç kooperatif kurdurdunuz çiftçiye ve harıl, harıl üretim başladı İzmit köylerinde?” desek…

Alacağımız cevabı biliyoruz…

Çünkü sıfır…

Ama öyle paralar harcayarak, öyle bir reklamlar yapıyor ki… 

4-5 dönüm yer ekerek İzmit’in domates ve patlıcan ihtiyacını kökten halletti(!) Fatma Kaplan…

Millet Belediyenin her gün dağıttığı domates, patlıcan ve biberi yemekten bıktı…

Şimdi değişiklik istiyor ve Aronia ile sağlıklı beslenecek insanlar.

Sıra 5 çeşit Ata tohumu ve Aronia bitkisine geldi…

Resmen milletle dalga geçiyorlar…

Kardeşim, çiftçide 5 değil 500 çeşit tohum var zaten…

Köylüde kalmasa dahi ( ki, var ) nar çiftliğinde ve Ekoloji Derneği’nde mevcut bunlar…

Amerika’yı yeniden keşfediyormuş gibi rol yapmaya gerek yok.

Temel sorun tohumda değil mazotta, gübrede, ilaçta, yemde!

Neden anlamak istemiyorsun?

Adam ektiği tarladan yaptığı masrafı toplayamıyor.

Senin gibi Belediye bütçesi yok ki elinde har vurup, harman savuracağı.

Bir duvara yıllık 85 bin lira ( dört yılda 340 bin lira ödeniyor ) vereceği kaynak, akar yok…

Sen 500 bin masraf edip, 50 bin liralık ürün çıkarsan dert etmezsin bunu.

Çünkü senin cebinden değil milletin cebinden çıkıyor.

Ama köylü batar, batıyor ve topraklarını satmak zorunda kalıyor…

O yüzden kolektif üretime geçmek zorunda İzmit köyleri…

Hem hayvancılıkta, hem de tarımda…

Başka çare yok…

Hayvanın yemini kendisi üretecek, sütünü kendisi satacak, işçiliğini kendisi yapacak sen de Belediye olarak destek vereceksin.

Neden bunu yapmıyorsun da; 4 dönüm bostanla reklam filmleri çekiyorsun?

İnsanları kandırıyorsun…

Olmaz böyle, köylünün tarımdan ve hayvancılıktan kazanır hale gelmesi için Kooperatifleşmesi lazım.

Üretim Belediye imkanları ile desteklenip, İzmit’te satış noktaları kurulması lazım.

Bak o zaman İzmit nasıl doyuyor sebzeye, meyveye, ete ve süte görürsün…

Aronia bitkisi de öyle…

Fatma Kaplan 4 dönüm Aronia ektiğinde köylüye ne faydası olacak?

İzmit Halkına ne faydası olacak…

Aronia…

1. yılda kayda değer bir ürün vermez.

2. yılında 1 dönümden 200 kg ürün veriyor.

3. yılda 400 kg çıkıyor azami.

Yani Fatma Kaplan o kadar masraf ederek ektiği alandan 3 yıl içerisinde azami 2400 kg Aronia meyvesi alacak.

Kilosunu 100 TL’den satıp 240 bin lirayı köylüye mi dağıtacak?

Ya da meyveyi İzmit Halkına kanserden korunsunlar diye mi dağıtacak?

Kente ve üretime hiçbir katkısı yok bu şekildeki Aronia ekiminin…

Madem bir şey yapmak istiyorsun; her köye Aronia bitkisi dağıt, ektir, destekle, alım garantisi ver…

Köylerdeki boş alanları sürdür, ektir ve buraları köylüye mal et.

Ve bu ekimleri köylünün ortak ekilişleri yap…

Neden yapmıyorsun?  Fatma Kaplan’a üretim alanı değil reklam çekme stüdyoları lazım…

O nedenle yapmaz…

İzmit Belediyesi’nin 50 köyde üretime yönelik hiçbir çalışmasının olmadığını biliyoruz…

Oysa, 50 köye 10’ar sera yaptırsa,

her köye 500 – 1000 hayvanlık ahırlar yaptırsa,

köyden kente göçen gençleri çağırsa…  

Bir Kooperatif kursa…

Açık tarım bir yandan, seracılık bir yandan, hayvancılık bir yandan şöyle gürül gürül üretsek olmaz mı?

Yurtdışı destekleri bile bulunur…

Belediyeye düşen önayak olmak, imkan sağlamak. Neden yapmazsın kardeşim?

15 yıldır AKP’nin yönettiği kentte köklü reformlar, üretim modelleri neden geliştirmezsin?

Kanatlı hayvan yetiştiriciliği tekelleşmiş, şirketler üreticiyi avucunun içine almış sömürüyor.

Bu insanlar kıvranıyor, civciv alamıyor…

Şirketin insafına terkedilmişler, yetiştirdikleri ürün için pazarlık dahi yapamıyorlar…

Çık, kur bir tane civciv üretme merkezi, hem kanatlı hayvan yetiştiricisine ver…

Hem de kooperatife kümes yaptır.

Gençler kentten köyüne dönsün baksın, yetiştirsin, üretsin, İzmit kazansın olmaz mı?

Bu işler için senin tanıdıklarından farklı insanlar lazım.

Senin takımda böyleleri yok. 

Bilmemek ayıp değil…

Ama “her şeyi ben biliyorum” havasında gidip,

Cehaletin dibine vurup, illüzyonculuk yapıyorsun…

Dalkavuklara, rantçılara  prim verip, Ertuğrul Akalın gibi adamlarla dalga geçersen işte böyle “Köpek Katili”ne çıkar adınız Fatma Hanım…

Liyakat dalkavukluk demek değildir…

Liyakat çok farklı bir şeydir…

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.