YA YIKIM YA ADALET!


  “Mey biter saki kalır,    Her renk solar haki kalır.    Diploma insan cehlini alsa da,     Hamurunda varsa eşeklik baki kalır.”   Fuzuli
    Bugün özgürlük mücadelesi ve ekmek, iş mücadelesi tüm emekçiler için bir yaşam mücadelesidir. Emperyalizm ve onun yerli iş birlikçisi AKP+MHP+Mafya ortaklığı, iktidarının ömrünü uzatabilmek adına her türlü zorbalık, baskı ve terör uygulamaları artık rutin haline gelmiştir. İktidarın faşist baskılarına bugün örgütsüz de olsalar her alanda çetin bir mücadele süreci yaşanmaktadır. Gerek doğanın korunması gerek heslere karşı verilen mücadele gerekse öğrencilerin laik ve bilimsel bir eğitim talepleri, işçilerin ücretlerini yaşanabilir bir noktaya getirme talepleri önümüzdeki günlerin gündemi olmaktadır. Sistematik olarak zamların, vergilerin hem (dolaylı hem doğrudan vergiler) hayatı emekçiler açısından yaşanmaz hale getirmiştir. Hiçbir sosyal hayatımız kalmadı. Karnımızı doyurabilirsek buna şükrediyoruz. Bu nefes alamama durumu ülkemizin kaçınılmaz olarak bir seçime gideceği şeklinde yorumlanmaktadır. Yani yönetenler eskisi gibi yönetememekte, yönetilenler de eskisi gibi yönetilmek istememektedirler. Mahir ÇAYAN bunu “suni dengenin bozulması” olarak değerlendirirdi. İşsizliğin dev boyutlara ulaştığı, asgari ücretin ortalama ücret haline geldiği bir ülkeden bahsediyoruz. İşçi sendikalarının sadece işçilerin %5 gibi kısmını örgütleyebildiği, neredeyse %95’inin sendikasız olduğu bir ülkeden bahsediyoruz. Bütün bu gelişmeler göstermektedir ki hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Ya yıkı taraftarları kazancak ülke daha da yıkılmaya doğru gidecek, ya da halkın muhalefeti kazanacak ve insanca bir yaşamın koşulları oluşturulacak. 
    İnsanlığın talebi olan herkesten yeteneğine ve herkesin ihtiyacına cevap verecek bir ülke kurmak mümkündür. Böyle bir ülkeyi kurabilmek için muhalefet güçlerinin en azından asgari bir program ile bir araya gelmeleri ve bu programı halka anlatmaları gerekmektedir.

   AKP hem başlangıç itibariyle hem de gelinen sonuç itibariyle bugün hiçbir inandırıcılığı olmayan, sadece emperyalizm ve işbirlikçilerine dayanan bir yapı halin gelmiştir. Zenginler servetine servet katarken emekçi halk ekmeğe muhtaç kalmıştır. Bu durumu tersine çevirebilecek bir muhalefet hareketine ihtiyaç vardır.
   Muhalefet partilerinin yıllardır dillerinden düşürmedikleri iddialar, yolsuzluklar, vurgunlar, banka dolandırıcıları, kara para aklama iddiaları, bugün mafya elebaşı Peker’in açıklamaları ile artık inkar edilemez bir hale gelmiştir. Yani aile içi çıkar çatışmaları öyle kontrol edilmez bir noktaya gelmiştir ki ülkeyi yöneten yöneticileri kendi aralarındaki bu çıkar çatışmalarını geçiştirerek unutturmaya çalışmaktadırlar. Bu iddialardan biri kara para akladığı açıklanan ve ülkenin İç İşleri Bakanı’nın yönlendirmesi ile yurt dışına çıkan ve çıktıktan sonra hakkında tutuklama kararı verilen bir kişiden bahsediyoruz. Adaletin bu işte nasıl kullanıldığı, milletin canından ve malından sorumlu olan bir bakanlığın bu iş için nasıl kullanıldığı iddiası korkunç derecededir.

   Kokain kaçakçılığından tutun 10 bin $ maaş alan milletvekiline ve oradan kayıp olan 128 M$ iddiasıne yöneticilerin çelişkili ifadeler vermesi, birninin söylediğini diğerinin inkar etmesi AKP+MHP+Mafya ittifakının politik bütünlüğünü kaybettiğini göstermektedir. Artık bir söylem birliği oluşuturamamaktadırlar. Neredeyse herkes kendi başının çaresine bakmakla sorumlu.

   İddialara cevap vermeyerek soğumaya bırakmaktalar. Zamanla unutulacağına inanmaktalar. AKP+MHP+Mafya ittifakı halka adeta dalga geçmektedirler.

   Her gün muhalif kanal ve gazetelerde yayınlanan bu iddialar; hükümetin bu iddialar karşısında suskunluğu ibretle izlenmektedir. Sözün bittiği yerdir artık. Muhalefet hareketlerinin halkı doğru bilgilendirerek harekete geçirerek sorumluluk almak, kendi düşüncelerinin halkın içinde vücut bulmaya ve kuvvet olmaya çalışmaktan başka bir seçeneği yoktur.
    TBMM’nin devre dışı kaldığı, meclis yetkisinin tek adama verildiği, atanmış bakanların halk yerine tek adama hesap verdikleri bir ülkeden bahsediyoruz. Atanmış bakanlar meclise karşı sorumlu hissetmemekteler ve hatta milletvekillerini bile azarlamaktadırlar. Sorulan sorulara ticari sır denilerek cevap verilmemektedir. Mevcut yasaların ve Sayıştaş, Danıştay gibi denetleyici kurumların tek adam yönetimini denetleyemedikleri, onların da yetkisiz kaldığı bir hükümet sisteminden bahsediyoruz. 
    Sabah uyandığınızda; yeni bir kararname ile karşılaşmayacağınızı kimse garanti edemez. Gerçekleri açıklayan herkesin ya göz altına alındığı ya da mafya artıkları kanalı ile dövüldükleri ve korkutulup kaçırıldıkları bir ülke yönetiminden bahsediyoruz. AKP+MHP+Mafya iktidarı siyasal tercihini belirlemiştir. Tek adamın düşüncesinin dışında tüm düşünce sistemleri cezalandırılmaktadır. Çıkartılan kararnameler Roma İmparatorluğu’nun; dünyanın döndüğünü iddia eden filozofların düşüncelerini yasaklamasına benzer bir sistem devreye girmiştir. Roma İmparatoru dünyanın hareket halinde olduğu tezini yasaklayan bir kararname çıkartmış ve bu kararname ile dünyanın hareket ettiği iddiasını yasaklamıştır. AKP+MHP+mafya ittifakı ise ülkede işsizliğin yoksulluğun ve adaletsizliğin dillendirilmesini tehdit ve hapis ile susturmayı hedeflemektedir. Bütün bu anlattıklarımızı gazete ve tv haberlerinden biliyoruz. Bilmediğimiz bir şey var o da muhalefetin ne yapacağı? Ve nasıl yapacağıdır.

  Emekçi halkın muhalefetin belirsizliği aşmasına ihtiyacı vardır. Çünkü bu sistem artık daha fazla yürütülemez. Her gün halkın aleyhine ama bir avuç vurguncunun lehine yaşanan bu gelişmelere dur deme zamanı gelmiştir.

   YA YIKIM YA DA AYAĞI KALKMAK TEMEL SORUN BU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir