ÖTEKİNİ ANLAMAK

ÖTEKİNİ ANLAMAK
    “Düşünce tarzının düşük olduğu yerlerde gerçeği anlatmak oldukça zordur.”   Nietszche

         Buradan yola çıkarak ben sadece benim olanlar için bir kanunun ötekini hesaba katmadan bir yaşam kurmaya çalışırsanız, karşınıza kargaşa çıkar. Oysa ortalama çıkarları gözetmek gerekir. Senin için doğru olan, öteki için yanlış olabilir. Hele bir de ülke yönetiyorsanız bu iki kere yanlış olabilir. Asgari ölçüde ötekini hesaba katmadan atılan her adım çatışma doğurur. Bu kez o çatışmaları bastırmak için sert baskı politikaları ve yasaklar devreye girer. En kötü siyaset tarzı yağmacı askerler gibi davranmaktır.

Kontrol altına aldığın yerleri, kitleleri ötekileştirmek ve kendi anlayışına göre dizayn etmek, dışlamak, herkesi terörist ilan etmek bu tarz politikaların doğal sürecidir. Artık ipi kaçırdığınızda öyle saçmalıklar yaparsınız ki kebapçıları terörist ilan edip, işsizliğin nedenini ise etnik kimliklerde bulursunuz. Böylece sorumluluktan kurtulup hep düşman yaratarak ömrünüzü uzatmayı denersiniz. Oysa diyalektiğin temek ilkelerinden biri soyut gerçek diye bir şeyin olmadığı, gerçeğin her zaman somut olduğudur. Kürt sorununu çözdük diyerek, çözülmesi gereken bir sorunu öteler,

Kürtlerin genel taleplerini reddederseniz kendinizi kandırırsınız. İşsizlik sorununu da aynı ölçüde reddedip, TÜİK verileriyle sanki her şey olağanmış gibi güzellemeler yaparsanız yine kendinizi kandırırsınız. Toplumun büyük çoğunluğu gelecek kaygısı içerisindeyken böyle bir gerçeği reddedip, hiçbir şey yokmuş gibi davranmak; ülkeyi yöneten politikacıların temel dayanağı olmaya başlarsa toplumla kurduğu bağlar bir noktada kopar. Sınıf çatışması ve etnik çatışmaya dayalı bir toplumda insanları tarafsız olmaya zorlamak, kapitalizmi savunana partilerin genel politikasıdır. Bunun için toplumu ötekileştirmek, iftira atmak, yalan söylemek temel argümanlarıdır. Demagojik yöntemlerle, milliyetçilik ve din harcı ile taleplerin üstü örtülerek yola devam etmek, gerçeğe sırtını dönmektir. Kendi sınıfsal çıkarları için doğru olan, herkes için doğrudur şeklinde yorumlamak; hırsızlığın, vurgunun, talanın üstünü örtmektir. Demagoji ile kontrol edilemeyen toplum, devlet terörü ve yasaklar ile susturulmaya çalışılır. Son günlerde tartışılan siyasi cinayetler işlenecek konusu, insanın aklına Reyhanlı, Suruç ve Ankara Gar katliamlarını getiriyor. Kitleler can güvenliği içerisine hapsedilerek kontrol edilmeye çalışılıyor. Şimdiye kadar da işe yaradı. Hep bir düşman yaratarak, AKP+MHP+Mafya iktidarı bütün bu krizler ile ayakta kalmaktadır.

AKP+MHP+Mafya iktidarının pratiği bu konuda zengin bir deneyime sahiptir. Yirmi yılda edindiği bu gücü yeniden kullanarak varlıklarını sürdürme yolundalar. Oysa her şey pratik olarak ezilenlerin aleyhine gelişmektedir. Verilen sözler pratikte uygulanmayarak halkın yararına olmayan bir avuç burjuvazinin çıkarı tüm toplumun çıkarıymış gibi lanse edilerek politik tarzlarını sürdürmekteler. Yapılan her zam kararı halkın aleyhine tekelci burjuvazinin lehinedir. İşbirlikçi, tekelci burjuvazi arasında da en çok beşli çetenin lehinedir. Reiz’in en çok dillendirdiği “faiz neden, enflasyon sonuçtur.” demagojisi artık ikna edici değil. Dünya bizi kıskanıyor yalanları artık halk içinde alay konusu olmaktadır. Halkı tasarrufa zorlayıp itibardan tasarruf olmaz diyerek kendini ayırması geniş kitleler içinde büyük tepki toplamaktadır. Ne demiş Nazım: “Ah benim insanlarım, yalanla besliyorlar sizi. Halbuki açsınız, etle ekmekle beslenmeye muhtaçsınız. Nazım bu şiiri yayınladığında dönemin muktedirleri tarafından vatan haini ilan edilmişti. Oysa bugün bu gerçek daha çok geçerlidir. Yirmi yıldır halkın ensesinde boza pişiren AKP+MHP+Mafya ittifakı hem teorik hem de pratik açısından yolun sonuna gelmiştir. İşbirlikçi tekelci burjuvazi yeni ilişkiler ağını adım adım örmektedir. Sorun ne peki? Sorun şu ki sömürenlerin ittifakında taraf değiştirmek değil yeni bir yol izlemektir. Yaşanan tüm sorunlar (Kürt sorunu, işsizlik, ekonomi vb.) ancak solun ortak tutumu ile bertaraf edilebilir. Bu manada HDP’nin çağrısını önemsiyorum. Bir demokrasi ittifakı halka çıkış yolu gösterebilir. Bugün bu ittifakın somut koşulları her zamankinden daha fazladır. Sol ve sosyalistler hem kendini hem halkı tanımalı biraz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir